Masumlaşan PKK ve “Mağdur Kürtler”

Masumlaşan PKK ve “Mağdur Kürtler”

Güngören patlaması kimin işi?


Geçtiğimiz hafta Güngören'de 17 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir terör saldırısı gerçekleştirildi. PKK, eylemi sahiplenmemişti ancak hem saldırının yapılış biçimi ve yöntemi hem de kullanılan patlayıcının türü failin PKK olduğunu ortaya koyuyordu. Yapılan araştırma
ve soruşturmanın sonucunda da saldırganların PKK’lı olduğu ortaya çıktı.


Ancak saldırı ile ilgili yapılan açıklamalara ve gazetelerin yorumlarına bakılırsa son bir haftadır özellikle çok derin bir komplo ile karşı karşıyayız. Sanki bugüne kadar PKK sivil halka yönelik bir saldırı yapmamış gibi bunun PKK’nın işi olamayacağı söylendi ve PKK bir anda masum bir tarafa dönüştürüldü.


Kurulduğu andan itibaren Türkleri hedef alan ve acımasızca saldırılar düzenleyen PKK bu kez başsağlığı dileyerek eylemi üslenmediğini söylüyor ve tüm medya da PKK’yı suçlamadan önce beklemek gerektiğini savunuyordu.


Evet, eylemi gerçekleştiren PKK’ydı ama ortada çok derin bir PKK vardı! Türkiye’de artık bazı şeyler olduğu ve göründüğü gibi değil de, “Ergenekonlu” ve “provokasyonlu” haliyle tartışılıyor.


Başbakan, eylemi kınarken yaptığı açıklamalarda “azılı çetelerden ve terör odaklarından” bahsetti ancak bunun ismini koymanın doğru olmayacağını, bunun terörü güçlendireceğini ve hedefine ulaştıracağını ekledi. Adını koyduğu için de Baykal’a çattı. Üzerine, aylardır duymaya alıştığımız demokrasi vurgusunu yineledi: “Ne kadar çok demokrasi o kadar az terör, ne kadar çok özgürlük, o kadar az saldırı.”


Tayyip ve Ahmet Türk PKK’yı aklıyor


Sanki bugüne kadar PKK hiç eylem yapmamış, sivil halka zarar vermemişti de böyle bir saldırıyla PKK’nın adını yinelemek PKK’yı meşhur edecek, onu güçlendirecekti. Ancak Tayyip’in ismini zikretmemekteki amacı onu gündeme getirerek ona hizmet etmekten kaçınmak değil, bu işin ardında PKK’nın dışında bir gücün olduğunu vurgulamaktı.


Artık eli kanlı, ırkçı PKK gitmiş, yerine PKK’yı tüm bu saldırılara zorlayan başka bir çete gelmiştir ve bu öyle “azılı bir çetedir” ki, 30 yıllık PKK’yı bir anda aciz ve masum bir yapıya büründürmüştür. Terör örgütü PKK, ne acıdır ki haklı bir zemini olan ancak zamanında yanlış bir yöntem kullanmış ama hiçbir zaman da bu kadar acımasız olmamış “bizden bir PKK”ya dönüşmüştür.


Nereden çıktı Türk-Kürt çatışması?


Ahmet Türk de PKK’yı suçlayanlara veryansın ederek “aman bilip bilmeden PKK’ya bağlamayın” diye örgütünü savundu. Onun yaptığı açıklamalar Tayyip’inkilerden daha netti:


“Şimdiye kadar birçok katliamın altından Ergenekon çıkmadı mı? Bu derin güçlerin halklarımızı birbirine kırdırma senaryoları deşifre olmuştur… Toplumlar arasında kin ve nefret tohumları ekilmeye çalışılıyor. Kürtler ve Türkler birbirine kırdırılmaya birbirine saldırmaya yönlendiriliyor. Bu vahşet eylemini tipik bir terör saldırısı olarak ele alabilir miyiz? Açık ki saldırı çok boyutludur ve çok derin bir provokasyona işaret ediyor…”


PKK’nın Meclis görmüş kanadı provakasyona işaret ederek demek istiyor ki, bu saldırıyı Ergenekon gerçekleştirdi ve PKK’nın üstüne atarak bir Türk-Kürt savaşı başlatacak. Üstelik bunu bir tek o da söylemiyor. Başta Radikal ve Taraf olmak üzere pek çok gazetenin köşe yazarı da benzer yorumlar yaptı.


Taha Kıvanç, adeta dua ediyordu “lütfen PKK olmasın, PKK olmasın” diye… Yoksa Kürtlere saldırı başlarmış. Türker Alkan da PKK yapmış olsa bile, ne olur Kürtleri suçlamayalım diyor. KESK, Tabipler Birliği ve Eğitim-Sen gibi Kürtçü kuruluşların başkanlarıyla birlikte Güngören'e taziye ziyaretine giden Ufuk Uras da “kardeş kavgası yaratmak isteyenlere karşı” terörü kınayalım diyordu.


Orada durun bakalım! Şimdi Kürtlerden, kardeş kavgasından bahseden mi oldu?


Bu tartışmayı açan şey, Baykal’ın geçtiğimiz hafta gündeme getirdiği kitlesel eylem önerisi. Zaman zaman yerinde çıkışlar yapan Baykal “terörü lanetleyelim, İspanya'da olduğu gibi kitlesel bir eylemle sokağa çıkalım” demişti. Başta Tayyip olmak üzere Kürt-İslamcılar ve Kürtçülerin hepsi karşı çıktı. Bu terörü lanetlemek değil iç savaşı kışkırtmak olur, Kürt-Türk kardeşliğine halel getirirmiş.


İşte tartışma buradan çıktı. Birdenbire Türk-Kürt kardeşliği vurgusu başlayıverdi. Ahmet Türk işi daha da kişiselleştirdi ve “Baykal terörün siyasi desteklerinden bahsediyor. Açıkça soralım partimize bir linç kampanyası, yöneticilerimize ve üyelerimize linç saldırısı mı planlanıyor?”


“Vatandaşlarımızın acılarını kışkırtarak milliyetçi gösteriler mi düzenlemeye çalışıyor vatandaşlarımızı teselli etmeye mi gidiyor yoksa milliyetçiliği kışkırtmaya mı gidiyor. Sayın Baykal halkı kime karşı sokağa davet ediyorsun. Kürtlere karşı bir linç kampanyasından mı medet umuyorsun..”


Evet Baykal terörü lanetlemekten bahsediyordu ama Kürtlerden bahseden olmamıştı. Ama belli ki bu adamların aklına terör ve PKK dendiğinde Kürtlerden başka bir şey gelmiyordu. Yoksa her Kürdün potansiyel bir PKK’lı olduğunu falan mı düşünüyorlar! Ya da bu ülkede bir Kürt terörü olduğundan mı? Ya da Kürtlerin Türkiye’yi iç savaşa götürmeye çalıştığından mı?


İtleri salıp taşları bağladılar


Yıllardır Türkleri dizginlemeye çalışıyorlar ya aman sokağa çıkmayın aman bayrak asmayın diye… Galiba bu ülkede örgütlü bir Kürt gücü var ve milliyetçi bir tepki oluşursa Türk-Kürt savaşı çıkabilir. Korkuları bundan.


Başka bir ifadeyle bu adamlar bir Türk-Kürt savaşının çıkmasını istiyor ama henüz değil!


O yüzden şimdi “masum ve hedef gösterilen Kürtler” vurgusu ön plana çıkıyor.


Oysa Güngören’deki saldırı hiç de yeni değil ve ilk de değil. Güngören seçilmiş bir bölge. Geçtiğimiz Kasım ayında, DTP’nin ilçedeki Halk Günü’nü salonun yakınındaki binalara Türk bayrakları asarak protesto eden vatandaşların yaşadığı bir yer. Yani “hedef olmayı hak eden bir yer”. Güngörenliler, bu adamlara bakılırsa aslında iç savaşı çoktan kışkırtmışlar bayrak asarak ve hak etmişler.


Yine saldırgan Türkler ve masum Kürtler hikayesi yani…


Evet, aslında söylenmek istenen tam da bu. Türk-Kürt çatışmasını engellemeye çalıştıklarını söyleyenler aslında tam tersine iç savaşı kışkırtıyorlar. Güngören saldırısının ardından gazetelerin manşetlerine bir bakın. Bir tanesi bile bunu Türklere yapılmış bir saldırı olarak değerlendirmedi.


Çünkü bugün Türkler hem sayıca azınlık durumuna düşürülmeye çalışılıyor hem de sahipsiz bırakılıyor. Bir Kürdün burnu kanasa günlerce barbar ve faşist Türklerden bahsedilir. Ama Türklere toplu katliam bile yapılsa, bir bayrak asıp bunu protesto edemezsiniz hemen sizi iç savaş çıkartmakla, Kürtleri hedef göstermekle suçlarlar. Terörü, PKK’yı lanetleyemezsiniz çünkü sokağa çıkmakla Kürtleri linç etmek eş değerdir bunlara göre.


Ne yazık ki bu ülkede “PKK eşittir Kürtler” denklemi artık kabul edilmiştir. Ama dikkat edin bunu biz değil, onlar söylüyor!


Ve bu denklemin bileşenleri, mağdurlaştırılırken Türkler, kendi ülkesinde yalnızlaştırılıyor.


Serap Yeşiltuna - TürkSolu

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !