İbrahim Kaypakkaya`nın Hainliği,Mahir Çayan`ın Ulusalcılığı

Gençler bilmez, Türkiye'nin devrimci sol tarihinde bir çok simalarla karşılaşırız.Hele ki 60'lı yıllar Türkiye'de solun kitleselleşmesi açısından çok önemli bir zaman dilimidir. Türkiye'deki sol hareketler bu yıllarda genelde devrimci öğrencilerle baş gösteriyordu. Türk Solu; demokrat partinin yarattığı gerici, işbirlikçi ortamdan bunalan milletimizin bir tercümanı niteliğindeydi. Türk Solu; işte bu yıllarda daima ilhamını Kemalist Devrimden aldı. İstiklal-i Tam prensibinin ayaklar altına alındığı bu yıllarda gençlik hızla sol sapma gösteriyordu. Fakat şimdiki solcu geçinen sözümona komprador, evrensel solcular ile o zamanın ulusalcı, yurtsever ve Atatürkçü gençlerin meşalesini yaktığı Türk Solu taban taban zıttır. Bunda şartlar ne kadar etkili bilmiyorum ama; şu görünen bir gerçektir ki bugün sol bazı bölücülerin ve işbirlikçilerin yardımıyla can cekişir bir hal aldı.

O dönemlerin devrimci gençlik önderlerine baktığımızda dört isim dikkatimizi çekecektir: Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Doğu Perinçek, İbrahim Kaypakkaya.. Ayrıca bugünün ünlü yazar çizer, medya, siyasetçi, sanatçı, profösör, terörist ve dönek takımı o zamanlarda solun bayraktarlığını yapmışlardır.

Şimdi ilk başta İbrahim Kaypakkaya ve Onun bugünkü devamı olan Apo, liboşlar, dönekler ve özgürlükçü solcuları ele alalım. Efendim sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim. Bunların hepsi sorgusuz sualsiz vatan hainidir. İbrahim Kaypakkaya; ilk başlarda milli demokratik devrimcilere karşı sosyalist devrim bloğunda olmuştur. Yani Mahir ve Denize karşı o "milli" kelimesine olan nefretini ilk başlarda bu şekilde göstermiştir. Daha sonra toplumun Milli Demokratik Devrimcileri benimsediğini görünce MDD'cilere katılmış bir süre Perinçek ile birlikte hareket etmiştir. Daha sonra kitleselliği ve barışçıllığı rafa kaldıran akımlar yaygınlaşınca Kaypakkaya; köyden kente mao tipi devrim yapma hayallariyle TİKKO denilen bugünde az da olsa faaliyet gösteren terörist örgütün kurucusudur. Şimdi can alıcı noktaya geliyoruz. bugünkü bazı özgürlükçü solcuların veya döneklerin veya Atatürk düşmanı satılık solcuların dayanağı kimmiş; bakın Türk Soluna ilk darbeyi vuran çaşıt kimmiş.

 

"1— Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin bir devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır. Devrimde, milli karakterdeki orta burjuvazi önder güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.

2— Devrimin önderleri, daha anti-emperyalist savaş yıllarında iken İtilaf emperyalizmi ile el altından işbirliğine girişmişlerdir; emperyalistler Kemalistlere karşı hayırhah bir tutum takınmış, bir Kemalist iktidara rıza göstermeye başlamıştır.

3— Kemalistler, emperyalistlerle barış imzaladıktan sonra bu işbirliği daha da koyulaşarak devam etmiştir.

4— Kemalist hareket, özünde «işçilere ve köylülere, bir toprak devrimi imkânına karşı» gelişmiştir.

5— Kemalist hareketin sonucunda, Türkiye'nin sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal yapısı; yarı-sömürge ve yarı-feodal yapı ile yer değiştirmiştir; yani yarı-sömürge ve yarı-feodal iktisadi yapı devam etmiştir.

6— Sosyal alanda, eski milli azınlıklara mensup komprador büyük burjuvazinin ve eski bürokrasinin, ulemanın hakim mevkiini, milli karakterdeki orta burjuvazi içinden palazlanan ve emperyalizmle işbirliğine girişen yeni Türk burjuvazisi, eski Türk komprador büyük burjuvazisinin bir kesimi ve yeni bürokrasi almıştır. Eski toprak ağalarının, büyük toprak sahiplerinin, tefecilerin, vurguncu tüccarların bir kısmının hakimiyeti devam etmiş, bir kısmının yerini yenileri almıştır. Kemalistler, bir bütün olarak, milli karakterdeki orta sınıfın çıkarlarını temsil etmemekte, yukardaki sınıf ve zümrelerin menfaatlerini temsil etmektedir.

7— Politik alanda, hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet idaresinin yerini, yeni hakim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren idare, burjuva cumhuriyeti almıştır. Bu idare, sözde bağımsız, gerçekte siyasi bakımdan emperyalizme yarı-bağımlı bir idaredir.

8— Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askeri faşist bir diktatörlüktür.

9— «Kemalist Türkiye bile, gittikçe daha çok bir yarı-sömürge ve gerici emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek nihayet kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kucağına atmak zorunda kalmıştır.»

10— Kurtuluş Savaşı'nı takip eden yıllarda, devrimin baş düşmanı Kemalist iktidardır. O dönemde komünist hareketin görevi, hakim mevkiini kaybeden eski komprador burjuvaziye ve toprak ağaları kliğine karşı, Kemalistlerle ittifak değil (böyle bir ittifak zaten hiç bir zaman gerçekleşmemiştir), komprador burjuvazinin ve toprak ağalarının bir başka kliğini temsil eden Kemalist iktidarı devirmek, yerine işçi sınıfı önderliğinde ve işçi-köylü temel ittifakına dayanan demokratik halk diktatörlüğünü kurmaktır."(Age, s. 140-141)

"1— Türkiye'de Kurtuluş Savaşı'nın sonundan itibaren komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iktidara hakimdir. Fakat komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iki büyük siyasi kliğe ayrılmıştır. İktidara ve devlet mekanizmasına hakim olan klik, önce İngiliz-Fransız emperyalizminin, 1935'lerden itibaren de Alman emperyalizminin işbirlikçiliğini yapmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesine kadar, genel olarak orta burjuvazi de bu kliğin safında yer almıştır.

2— İkinci Emperyalist Dünya Savaşı yıllarında Alman işbirlikçisi hakim klik, koyu bir faşizm uygulamasına ve vurgunculuk politikasına girişmiştir. Bu klik, içerde işçi sınıfı dahil bütün demokratik güçlere, dışarda da SSCB'ye ve İngiliz-Fransız-Amerikan blokuna karşı Alman faşizminin safında yer almıştır. Fakat dünyadaki güçler dengesi ve SSCB'nin varlığı, bunların Alman faşistlerinin safında savaşa katılmasına engel olmuştur.

3— Öte yandan da daha sonra DP ve MP içinde örgütlenen, komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının muhalif kliği, bunun peşinde de, o zamana kadar CHP saflarında tali bir unsur olarak yer alan reformcu orta burjuvazi ve diğer demokratik unsurlar yer almıştır. TKP de bu kliğin kuyruğuna takılmıştır. Bunlar, dünya çapında Amerikan-İngiliz-Fransız blokuyla ve SSCB ile ittifak kurmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı, Alman faşistlerinin ve müttefiklerinin yenilgisiyle bitince, Türkiye'de bu blok güçlenmiştir. Fakat savaş sona erer ermez, ABD emperyalizminin desteğiyle ve CHP'nin Almancı faşist diktatörlüğüne halkın ve demokratik güçlerin duyduğu nefret ustalıkla kullanılarak 1950'de DP iktidara getirilmiştir.

4— Böylece Alman emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının yerini, ABD emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının iktidarı almıştır. Söz konusu olan şey, «savaş sırasında vurgunculukla palazlanan büyük burjuvazi»nin «uluslararası sermayenin kanatları arasına iyice girmesi» değil, Alman emperyalizminin «kanatları»nın yerini, ABD emperyalistlerinin «kanatları»nın alması, Alman uşağı gericilerin yerini de ABD uşağı gericilerin almasıdır.

5— Proletaryanın ve küçük-burjuvazinin muhalefetini kendi bendinde boğan kararsız orta burjuvazi, bu muhalefeti bir müddet DP'nin kuyruğuna taktıktan sonra, DP'nin faşizan uygulamaları karşısında, tekrar muhalefetteki CHP katarına katılmıştır. Proletarya önderliğinde, bağımsız ve güçlü bir halk hareketinin yaratılamamış olması, işçi sınıfının, emekçi halkın ve demokratik unsurların muhalefetinin, komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları kliklerinin bazen birini, bazen diğerini iktidara getirmeye yarayan bir kaldıraç gibi kullanılmasına yol açmıştır.

6— Muhalefetteyken «demokrasi» havarisi kesilen komprador büyük burjuvazi ve toprak ağası klikleri, iktidara geçtikleri zaman, en azılı halk düşmanı kesilmişlerdir." (Age, s. 149-151)

 

Gördüğünüz gibi Kaypakkaya o dönemdeki Türk Solunun kemalizme hayranlık beslemesini ve kemalist devrimi sahiplenme ve sürdürme taraftarı olmasını içine sindiremiyor. Dolayısıyla Ulusalcı-Vatansever Sol gruplara olanca kinini kusuyor ve bugün Türkiye'nin ve en önemlisi solun başına bela olan kompradorluk hastalığının ilk kıvılcımını çakıyor. Kaypakkayanın kandırdığı kaç Türk Solcusu var bilmiyorum ama Kaypakkayanın bu beyanları ile Türkiyedeki Sol hareketin idamının başlaması eş zamanlı oluyor. Çünkü başlarda kitlesel ve kemalist devrimi sahiplenen hareket olan sol akım bir nevi marjinalleşiyor ve gençlik kandırılıyor.

Peki Denizler ve Mahirler deki asil kan nasılmış bir de ona bakalım?

Deniz Gezmiş "Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluguna, Romen soytariligina karşı Türk devrimcisiyim." diyecek kadar Türk; "Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa bizleriz” diyecek kadar da bir Atatürk hayranıdır. Deniz Gezmişin vatansever solculuğu apayrı bir konu olarak ele alınacaktır.

Gelelim Mahir Çayan'a. Mahir Çayan da Atatürk'ün "İşte benim anladığım Türk genci" dediği Türk gençlerinden bir tanesidir. O da bir solcu ve sosyalist devrimci olmasına rağmen Mustafa Kemal Atatürk'ü yadsımamış; aksine benimsemiş ve vatansever olduğunu kanıtlamıştır. Mahir Çayan'ın Deniz Gezmiş kadar gündeme gelmemesinin sebebi ise açıkça silahlı bir devrim yapma çizgisinde oluşundan kaynaklanır. "Tam bağımsız ve özgür Türkiye!" cümlesi O'nun devrimciliğinin temel prensibini ortaya koyar. Mahir Çayan zeki; mert ve bir o kadar da mangal gibi yüreği olan bir devrimcidir. Mahir Çayan bazılarının anlattığı gibi terörist değildir. Silahını vatan hainlerine karşı doğrultmuştur. Silahlı Devrim kararı yanlış bir karar olabilir fakat bu O'nun terörist olduğu anlamına gelmez kaldı ki kendisi ulusal sosyalist, vatansever, milliyetçi bir militandır. mahir Çayan ve arkadaşı Ulaş Bardakçı'nın bir takım yabancıları öldürdükleri söylenir. Mahir Çayan bunları şu şekilde açıklamıştır: "Atatürk bağımsızlık için yüzlerce İngilizi öldürdü ben de bir avuç İngilizi öldürmekten çekinmem"

Ayrıca Mahir Çayan'ın Kesintisiz Devrim adlı kitabında geçen şu satırlar gerçekten takdire şayandır:

'Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Kemalizmin özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. Kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır. Kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. Bu yüzden, Kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. Kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.'

Mahir Çayan; bugünün İbocularına, Apocularına ve satılık solcularına tokat gibi yanıtını bu satırlarla vermiştir işte.

Son olarak solcu kemalist arkadaşlarıma diyorum ki; özgürlükçü, liberal, kürtçü, tavır takınan, Atatürk'ü "burjuva" "şoven" diye eleştirmeye kalkan vatan hainleriyle kol kola giden komünist ve tehlikeli oluşpumlardan uzak durun. Bir kemalist kesinlikle vatansever, milliyetçi olmalıdır. Kemalist olmasa bile kemalizme hayranlık veya saygı duymayan bir solcu; işbirlikçidir haindir. Bunu unutmayınız..

 

www.kemalistler.net

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !