Genç Akademisyenler, Batı ve Liberaller

 

Genç Akademisyenler, Batı ve Liberaller


Birkaç genç akademisyenle sohbet ediyoruz. "Batı kapitalizmi Türkiye'de kazandı, onun yanında yer alalım, biz de kazançtan pay kaparız" diyen kimi profesörlerden söz ediyorlar.

"Erol Hoca, doğru değil mi ne dersiniz?" diye yarı şaka yarı ciddi soruyorlar.

- "Salt iktisat mantığı açısından bakıldığında" ilk bakışta reel ve teknik olarak itiraz edilemeyecek bir tutummuş gibi sergileniyor. Tabii en baştan, "bazı değerleri" unutmak koşulu ile.

- Saldırganlığı siz de benimseyeceksiniz; uluslararası hukukun ve insani değerlerin dışına çıkmayı içinize sindireceksiniz. Turgut Özal bunu çok daha basit ve açık ifade etmişti; "bir koyup üç almak" deyivermişti.

Bu düşünce sisteminin arkasında, "Batılı gibi olmak için onun yanında yer almalısınız" önyargısı vardır. Şöyle bir paralellik kuruyorlar; "Fransa, ABD gibi olmak için onun dediklerini yapmak gerekir."

- Varsayalım ki Batı'nın yanında sömürgeciliği, saldırganlığı biz de benimsedik. Acaba kazanan Batı'nın yanında durarak onun gibi refaha ulaşacak mıyız?

Genç akademisyenlerin kafasını karıştıran ikinci cumhuriyetçi ve Batıcı liberaller acaba kimi gerçekleri neden görmek istemiyorlar?

1) Batılılar Türkiye'yi yanlarında değil buyrukları altında görmek istiyorlar.

2) Üstelik, birkaç parçaya ayrıştırılmış, bölünmüş, parçalanmış bir Türkiye için dayatıyorlar.

Bu iki nokta ABD ve AB'nin politikaları, uygulamaları ve dayatmalarıyla, "yadsınamayacak bir biçimde, belgeler, kararlar ve fiili gelişmelerle ortaya çıkmış bulunuyor."

O zaman Türkiye'nin, "kazanan Batı yanında yer alarak refahtan ve demokrasiden pay alması kesinlikle olası değil". Yerkürede yalnız Avrasya'nın değil ABD ve AB içindeki ciddi kaynakların bile kabul ettikleri bu gerçeği bizim kimi liberaller neden görmek istemiyorlar?

- Ortalığı dolduran açılım, demokrasi, çağdaşlık pazarlamalarının "Türkiye için değil Batılılar için olduğunu" ve tek yanlı çalıştığını görmemelerine olanak yok.

İki olasılık kalıyor…

O zaman geriye iki şey kalıyor; birincisi, "kazanan Batı ile ortaklığın sadece oligarşiye yaradığını çok iyi gördükleri halde, bile bile savunuyorlar, kendileri de onun içindeler…" İkinci olasılık ise, "himaye istedikleri halde, bunu açık açık itiraf edemedikleri için takıyye yapıyorlar."

Sanki İsviçre ya da Norveç'te yaşayan akademisyenlerin "Avrupa Birliği'nin ortak değerlerini savunmaları gibi", meseleye yaklaşıyorlar. İsviçre ve Norveç, "kendi refah düzeylerinden" fedakârlık etmemek için dışarıda kalıyorlar.

Öte yandan Bulgaristan ya da Romanya'nın AB'ye veya Batı kapitalizmine dahil olmak istemelerinin "bir mantığı ve akılcılığı" var. ABD, AB ya da İsrail'in onlar üzerinde "özel projeleri" bulunmuyor. "Aidiyet -kimlik olarak" zaten Batı tarafından isteniyorlar, Batı ailesinin bir parçası gibi görülüyorlar.

Türkiye'nin durumu ise çok farklı. Batı'nın "kendinden görmediği, gereksinimini karşılamak için kullanmak istediği" bir Türkiye var. Planlarıyla, Büyük Ortadoğu Projesi'yle Türkiye, "ihtiyaç duyulan hedefteki ülke konumunda bir araç, bir zemin, bir arka bahçe…"

İçimizdeki liberal kapitalist yazarlar "bu gerçekleri bile bile Batı'nın yanında yer alalım" diyorlar

- Batı, "Batı'nın yanında ve içinde değil, Batı'nın elinde bir Türkiye istiyor".

- Üstelik 3-4 parçaya ayrıştırma amacını güdüyor.

O zaman siz ne demek istiyorsunuz? Daha açık konuşmanız gerekir. "Biz Batı mandası istiyoruz; Batı'nın Türkiye planlarını en baştan kabul ediyoruz" diyerek samimi olmak durumundasınız.

Hele Batı'nın ılımlı İslam projesini açık açık planlayarak uygulamaya başlamasından sonra, "Batı'nın yanında yer alma söylevleri", savunanlar için daha da çelişkili hale gelmiştir.

Ayrıca Batı kapitalizminin ABD ve Avrupa'da iyiden iyiye çatırdamaya başlamasıyla bu düşünceler giderek anlamsızlaşmaktadır.

Gelelim esas meseleye; Batı kapitalizmi Türkiye ve benzeri ülkelerde hep birilerini beslemiş ve desteklemiştir. Bu çevrelerin oluşturduğu "örtülü oligarşi" emperyalizmin himayesi altındadır.

Türkiye'deki beslemeler de bunlardan yararlanıyor. Ancak karşılarına önemli bir rakip çıktı. Batı himayesi konusunda artık işbirlikçi siyasal İslam'la yarışmak zorundalar. Vahşi kapitalizmin ihtiyaçlarını bakalım hangisi daha iyi karşılayacak?

Erol MANİSALI - CUMHURİYET

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !