Büyük Taarruz ve Sonrası

 

Büyük Taarruz ve Sonrası


1.dünya savaşı, Osmanlı’nın yenilgisiyle sonuçlanmış, ümmet temeli üzerine kurulu, yapısı gereği dağılma sürecine girmiş, hatta bu sürecte en büyük ihaneti ve asker kaybını da henedanlık tebası saydığı, bazı müslüman halklardan görmüştü. İşte, bu savaşlar içinde, Osmanlının mirasını korumak üzere Yemenden, Kırıma Çanakkaleden, Kafkasya ya kadar, bir coğrafyada cepheden cepheye koşan ordunun içinde bir ulus vardı. Türk ulusu.

Mustafa Kemal, bu ulusu ve asker evlatlarının vatanseverlik, dürüstlük, ahlaki temizlik üzerine kurulan özelliklerini en iyi bu savaşlarda tanıdı. ” Türk’ün haysiyeti, onuru ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür” Atanın bu düşüncesinin ifadesidir.

Türk kültürünün mirasına sahip ulus, Anadolu’nun ortasında, tam da bu gün yani Ağustosun 30’da, emperyalizme en büyük ve kesin yenilgisini aldırdı.

86 yıl önce “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir. İleri” komutunu verdiğinde duyduğu gurur, Atanın bütün hayatına yansıyacaktı. Her seferinde Türk ulusunun bağımsızlığına ve eşsiz hasletlerine yönelik güven duydu "Türk esirlik kabul etmeyen bir millettir”; “Bizim milletimiz, vatanı için, hürriyeti ve egemenliği için fedakar bir halktır." ”;“Bizim başka milletlerden hiç bir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, Yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz” sözleri, bu inancın eseridir

Bu gün 86 yıl öncesinde, bu büyük zaferin kumandanlarının bu gün için, olası düşünceleriyle ve duygularıyla ilgili empati yapmaya çalışalım. Bu millet ve bu milletin geleceğiyle ilgili ne düşünmüş, neler hissetmiş olabilirler? O kahramanları anlamaya çalışalım..

Kanımca, hepsinin heyecanı ve gururunun temelinde “Esir edilmek istenen bu ulusun esaret zincirlerini kırıp, bağımsız bir ülkenin kurulmasına giden yolun şafağında oldukları “ gibi duygular içinde olmalılar. Gerçekten de o gün güneş, bu ulusun üzerine bir başka aydınlığın habercisi olarak doğmuş olmalı.

Ardından, Atatürk’ün önderliğinde devrimler geldi, Atatürk ve arkadaşları ulusla birlikte, bütün dünyaya örnek olacak devrimleri gerçekleştirdiler.Yeniden yarattıkları bu ülke nasıl bir ülke olacaktı, neleri hedeflemişlerdi? O müstesna liderin sözlerinden anlamaya çalışalım.

- “Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar "Tam Bağımsızlık" ve "Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlik"ten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir...” Görüldüğü gibi, yeni devlet, tam bağımsız ve eğemen bir devlet olacaktı.

- “ Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.”; “Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.” Tam bağımsızlığın yolu,ekonomik kalkınmayla mümkün olacaktı.

- Ve bu kalkınma, ulusun refahına yönelik, ulusun hizmetinde ve uygarlaşma yönelik yenilenmeyle olacaktı.” Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir”; “Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.” ; ” Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline değiştirmektir. “;Sözlerinden bu ilkeyi anlamaktayız.

- Kurulacak ülkenin adalet gücü bağımsız olacaktı, “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz” sözü, Atatürk’ün yargı bağımsızlığının bir ülke için ne denli önemsediğini göstermektedir.

- Ve bu ülke de hürriyet olacaktı, “ Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.” Atamız inanıyordu ki ancak, hürriyeti yaşayan bir ulus varlığını sürdürebilirdi.

- Kurulacak ülke çağdaş, medeni ve laik bir ülke olacaktı, “Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz”; ” Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır “ bu sözlerden de anlaşıldığı gibi Atamızın bu konudaki bakışı oldukça netti.

- Ülkede Cumhuriyet vazgeçilmez değer olacaktı” Bütün dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı, düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı. Bu noktada yeni Türkiye topluluğunda, bir bireyi bunun dışında düşünmek istemiyorum”

- Son olarak, ülkede devrimci yasalar olacaktı ve sonsuza değin yaşayacaktı “ Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır”


Büyük zaferden sonra, böyle bir ülke kuruldu gerçekten, çünkü o zaferin sahipleri, ulusun yeteneklerine ve zafere sarsılmaz bir inançla bağlılardı. Emperyalizm her türlü yöntemle ve işbirlikçi hainleride peşine takarak saldırmış, ancak bu inancı kıramamıştı.

Şimdi, yine empati yapalım ve bir milletin ellerindeki nesi varsa ortaya koyduğu kıt imkanlarla, 86 yıl önce tam da bu günde emperyalizmi bozguna uğratan , o tarihin gördüğü en kararlı kahramanlarına desek ki;

Image


“ Bir asıra yakın süre sonra, bu ordu, askeriyle, topuyla, uçağıyla, dünyanın enbüyük dördüncü ordusu olacak; ama, kurduğunuz ülke, tam bağımsızlığını yitirecek; bu yendiğiniz emperyalistlere 500 milyar dolar borçlanacak ve ekonominizi yönetmek için onlara danışacaksınız; yetmeyecek, onların ekonomik birliğine katılmak için, kuracağınız devletin meclisinden, şu askerlerinizin kazanmakta olduğu toprakları, şu kovduğunuz düşmana serbestçe satabilmek için yasalar çıkartılacak; kurduğunuz ülkenin siyasetcileri hayati meselelerde emperyalizmin başkentinden icazet alacaklar.Emperyalistler, yüksek mahkemelerinizin kararlarına bile karışacaklar, ulusca haysiyetiniz kırılacak; hayalettiğiniz ve kuracağınız cumhuriyetten vazgeçip, ılımlı islamı isteyecekler, yetmeyecek, Laiklik karşıtı yasalar çıkaracaklar; kuracağınız ülkenin devrimci ilkeleri anayasadan çıkarılmak istenecek, işbirlikçiler öylesine çoğalıp, azıtacaklar ki, tarikat liderleri davetlere çıkacaklar, sizlerin bu zafer için aylarca düşündüğünüz çankayaya; diğer yanda, kişisel çıkarları ve servetlerine servet katanlar düşmanla işbirliği yaparken, bu gün bu savaşan millet yine fakir, yine iki kilo pirince, bir kilo şekere muhtaç kalacak.Yine yokluk karabasan gibi çökecek milletin üzerine, ulusunu düşünen aydınlar, paşalar takibatlara uğrayacaklar, onurları kırılacak; bütün bunlardan da kötüsü, bu kovduğunuz düşman, hile ile bütün vatanın , kalelerine saldıracak ve bu kurduğunuz ülkenin yıkılışını gösteren haritalar yapacaklar ve bütün bunları yapan emperyalistlere, bu ülkenin en güvenilir kurumları ve yöneticileri "MÜTTEFİKİMİZ" diyecekler”

Acaba ne yanıt alırdık, bu büyük zaferi kazanan kahramanlardan. Bu gün 30 Ağustos, Büyük Zaferin yıl dönümü ve bu empatiyi yaptığım için ben sevinemiyorum

Saygılarımla...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !