Kemalistler
Kemalistler
Kemalistler

Mustafa Kemal Atatürkün Solculuğu

Ergenekonla Durum Değerlendirmesi - Kemalistler.Net

Kemalist Blog

14/8/2008 - YOMANGO : Modern Çağın Robin Hoodları

Kategori: Diger
YOMANGO : Modern Çağın Robin Hoodları

MANGO tüm Avrupa'da olduğu gibi Türkiye'de de son yıllarda kadınların ilgisini çeken bir giyim jirması. Ancak İspanya'da bir grup genç bundan birkaç yıl önce birara-y a gelip, bu markanın adına bir ön ek takarak YOMANGO adlı bir teşkilat kurdu. YOMANGO İspanyolca 'Ben çalıyorum' anlamına geliyor. Bu isimle kendini bir marka olarak tanıtan grup bildiğimiz diğer markalardan farklı olarak birşeyler satmak değil bir hayat biçimini teşvik etmeyi amaçlıyor.

YOMANGO adını ilk olarak 2002 yılında Barselona'da yaptıkları bir eylemle duyurdu. Sezon sonu indiriminin olduğu kalabalık bir gün, dükkân ve alışveriş merkezlerinde önlerine gelen herşeyi yiyerek kaos yaratmaları ertesi gün gazetelerin 'uandal bir grup Barselona'da ortalığı karıştırdı' şeklinde görüldü. 'Mutluluğu satın alamazsın' sloganıyla yola çıkan grup, satın almanın kendisini bir itaat olarak algıladığı için dükkanlardan mal aşırmayı çokuluslu şirketlere karşı doğrudan bir siuil itaatsizlik eylemi olarak görüyor. Mal aşırmayı hırsızlık değil mutluluğun politikası olarak nitelendiren grup, kapitalizmin kollektif yaratıcılığın ve aklın sömürüsü üzerine kurulu olduğunu söyleyerek, özgür ve yaratıcı bir biçimde yaşama isteğinin aşağıdan yukarıya doğru örgütlenebileceğim düşünüyor. Düzenledikleri atölye çalışmaları partiler ve yemeklerle bir araya geldiklerini belirten YOMANGO, kendini, kapitalizme alternatif araçlar yaratmanın olanaklarını arayan açık uçlu bir süreç olarak nitelendiriyor
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

6/8/2008 - YAŞ...

Kategori: Diger
YAŞ...

Şimdi arkadaşlar oturdular, Başbakan'ın değişmesini bekliyorlar.

Daha önce de kaç kez "değişmesini" beklemişlerdi.

Olmadı...

Bu sefer baştan...

(.......)

Aslında "değişiyor" tezi, değişeceğine inandıkları için değil... Kendilerindeki "değişikliğin" üzerini örtmenin bir yöntemi...

Yani şimdi niye değişsin?..

6 yıl değişmedi, iki kez başbakan oldu değişmedi, otuz kez Türkiye'yi bunalıma soktu değişmedi, partisini kapatmanın eşiğine getirdi değişmedi...

Partisi kapatılmayınca niye değişir insan?..

*

Değişen kim?..

Siz...

Onun değişmesini beklerken, yavaş yavaş, için için, belli etmeden, usul usul, değişti herkes gülüm.

İşte:

Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) kararları dün açıklandı:

Bir ilk yaşandı bu sefer; Silahlı Kuvvetler'den "irticai nedenlerle ilişkisi kesilen" bir tek kişi bile olmadı.

Bu ne kadar da iyi bir şey...

Böylece Yüce Mahkeme kararıyla "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" olmaktan sanık Başbakan, içinde "irticai nedenlerle ihraç" olan YAŞ kararlarına koyduğu geleneksel "şerh" zahmetinden de kurtulmuş oldu.

Türkiye'nin her santiminde "irticai faaliyetler" artarken, askeriyede "irticai faaliyetler" yok oluvermiş...

Tebrik ederiz...

(..........)

Doğrusunu isterseniz bu yaşanan izlemeler, dinlemeler, suçlamalar, gözaltılar, tutuklamalar arasında karışık kafam.

Hapisteki generalleri ve dinci gazetelerin-yazarların suçlamalarını göz önüne alırsak, yani "Atatürkçü faaliyetler" tespit edildi de, ama "irticai faaliyetler" yok...

Öyle mi?..

*

İşte bu "değişen" şey...

Sorun var mı?

Yok...

Uyum var mı?..

Var...

Değişe değişe böyle oldu gülüm...


Bekir COŞKUN - HÜRRİYET
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

1/8/2008 - THKPC VE KEMALİZM SAVUNMASI - Mahir ÇAYAN

Kategori: Diger

THKPC VE KEMALİZM SAVUNMASI - Mahir ÇAYAN

Mahir Çayan kendi yaptıgı savunmada bakın kemalizm hakkında neler diyor:

“İddia makamı, ihtilalci kavramı ile Marksist kavramını eş anlamda kullanmaktadır.

“Bu anlayış, hayatın realitelerine, dünya devrimci pratiğine ve de bilime aykırı bir anlayıştır. Sosyalist olmayan bir kişi pekâlâ ihtilalci olabilir. Mesela: Büyük Fransız Devriminin önderleri, Marat, Robespier… sosyalist değillerdi, ama gerçek birer ihtilalci idiler.

“Proletaryanın ideolojisi olan sosyalizmin henüz teorik ve pratik temellerinin mevcut olmadığı 18’inci Yüzyıl için geçerli olan bu durum, 20’nci Yüzyılda da geçerlidir.

“Bu gerçek, 20’nci Yüzyılda yani sosyalist ve milli demokratik devrimler çağında emperyalist boyunduruk altında olan bizim gibi ülkelerde özellikle geçerlidir.

“Şöyle ki:

“Bolivya’da Yankee Emperyalizmine karşı isyan bayrağı açarak dağa çıkan Papaz Camillo Torres, sosyalist değildi, ama gerçek bir devrimciydi.

“Cezayir Halk Savaşı’nda, Fransız Emperyalizmine karşı, kanla, ateşle halkının kurtuluş destanını yazan Cezayir Milliyetçileri Marksist değillerdi, ama kelimenin gerçek anlamıyla ihtilalciydiler.

“Dünyanın ilk zaferle biten Halk Savaşını sürdüren Kuvayı Milliye’nin yönetici kadrosu sosyalist değildi, ama sapına kadar ihtilalciydi

“Keza, bugün, Vietnam’da Amerikan Emperyalizmine karşı dövüşen Budist rahipler Marksist değillerdir, ama devrimcidirler.

“Hayat, bunun tersinin de geçerli olduğunu söylemektedir. 20’nci Yüzyıl devrimci pratiği, sosyalist olmayan devrimcileri kaydettiği gibi, tüzük ve programlarında “Marksist-Leninist” yazan pek çok örgütün (ve de mensuplarının) devrimci olmadıklarını da belirtmektedir.

“Mesela, Latin Amerika’da Milli Kurtuluş harekatına yan çizen pek çok “Marksist Parti” vardır. Ama bu parti ve mensuplarının hiçbiri devrimci değildir. Papaz Camillo Torres bunların hepsinden daha ileridir ve de devrimcidir.

“Keza, Cezayir Halk Savaşı’nda Milli Kurtuluş Savaşı’na yan çizerek, Cezayir için en iyi çözüm yolunun sosyalist Fransa’nın bir eyaleti olmasında gören Cezayirli Sosyalist aydın da, O’nun partisi de devrimci değildir. Bilimsel Sosyalizmden habersiz Cezayirli bir milli kurtuluşçu, bu aydından da, O’nun partisinden de ilericidir, devrimcidir.

“Bu örneklere, sayısız örnekler katmak mümkündür.

“Kısacası, kim emperyalist boyunduruğa karşı, halkının kurtuluşu için, bütün varlığını ortaya koyarak savaşıyorsa ihtilalci de, devrimci de, ilerici de odur!

“İhtilalci ve ihtilal kavramlarından, sadece sosyalist ve proletarya devrimini anlayan iddia makamı için, Atatürk, elbette ki devrimci (ihtilalci) değildir; evrimcidir. Bize ve tarihe göre, meselenin bu izah tarzı, en nazik deyimle, G. M. Kemal Atatürk’ün tarihî kişiliğini ve O’nun eseri olan Anadolu İhtilali’ni hiç ama hiç anlamamanın somut belgesidir. Ve G. M. Kemal Atatürk’ü bu şekilde değerlendirenler ne kadar Atatürkçülük iddiasında olurlarsa olsunlar onların Atatürkçülüğü, “gardrop” Atatürkçülüğünden öteye gitmez.

“Hayatın cilvesine bakın ki, onun açtığı yolda Milli Kurtuluş Bayrağını 1971 Türkiye’sinde dalgalandıran bizler, O’nun adına, O’nunla uzaktan yakından ilişkisi olmayanlar tarafından O’na ihanetle suçlanıyoruz.

“Gerçekten garip olan bu durum, asla bizi şaşırtmıyor. Bu, tarihin her döneminde hâkim sınıfların uyguladığı bir taktiktir. Ülkesinde dünyayı değiştiren, halkına ve ulusuna mal olmuş her ihtilalciyi, ölümünden sonra hâkim sınıflar (O’nun devrimci kişiliğini ve eylemini kendi sınıfsal çıkarları paralelinde tahrif ederek) O’nun izinde yürüyen devrimcilere karşı, kalkan olarak ileri sürerler. Bu, objektif bir olgudur ve bugüne kadar, sınıflar mücadelesinde, ilerici gerici mücadelesinde hep böyle süregelmiştir.

“Büyük Fransız Devriminde, karşıdevrimciler tarafından katledilmiş olan devrimci Marat, bir süre sonra, O’nun izinde yürüyen devrimcilere karşı, karşıdevrimin bayrağı olarak çıkartılmaya çalışılmıştır. Marat’ın izinde yürüyen Jakoben’lere (Robespier ve arkadaşlarına) karşı, tutucu Jirondenler, Marat’ı kalkan olarak kullanmışlardır. O’nun izinde yürüyenleri, O’nun adına, O’nu katledenler suçlamışlardır.

“Ülkemizde de bugün aynı oyun oynanmaktadır.

“Gazi Mustafa Kemal’in “Ya İstiklal, Ya Ölüm” şiarını kendisine şiar edip, O’nun hedeflendirdiği Tam Bağımsız Türkiye için mücadele edenlerin karşısına, karşıdevrim, Atatürkçülük iddiasıyla çıkmaktadır.

“Bu, tarihin paradoksudur.” (THKP-C Savunma, s. 127-129)

“(…) Kemalizm, emperyalist boyunduruk altında olan yarısömürge ülkelerin devrimci milliyetçilerinin bir kurtuluş bayrağıdır. Kemalizm’e ruh veren, onu yaşatan, Milli Kurtuluşçuluğun (yani, antiemperyalist ve antifeodal) tavır alışıdır.” (agy., s. 130)

“Kemalizm, ülkemizde asker sivil aydın zümrenin geleceğini yansıtan, antiemperyalist ve antifeodal bir tavır alıştır. Bu yüzden Kemalizmin sağı solu olmaz.

“Kemalizm soldur, Milli Kurtuluşçuluktur, emperyalizme karşı bu zümrenin isyan bayrağıdır.

“Milli Kurtuluşçu bir tutum yansıtması açısından bizler sapına kadar Atatürkçüyüz. Onun Milli Kurtuluşçuluk bayrağını, hayatımız da dahil, her şeyimizi ortaya koyarak biz dalgalandırıyoruz.” (agy., s. 131)



Mahir’in Türkiye Aydınlarını Sınıflandırışı

Mahir’den son bir aktarma daha yaparak bu konuyu noktalayalım:

BÜTÜN TÜRKİYELİ AYDINLAR İKİ ALTERNATİFTEN BİRİSİNİ SEÇMEK ZORUNDADIR

“Burada kısaca belirttiğimiz dünya ve Türkiye’nin şartlarına ilişkin gerçekler, 1971’in Türkiye’sinde bugüne kadar çeşitli şekillerde etraflıca söylendi, yazıldı, çizildi; kamuoyuna mal edildi. Sağcısından solcusuna kadar kimsenin inkâr edemediği gerçekler haline geldi.

“İşte böyle bir durumda, halkımızın % 60’ının okuma-yazma imkânlarına sahip olmadığı ülkemizde, bu gerçekleri bilmemesine imkân olmayan aydınlar iki alternatifle karşı karşıyadır.

I. Alternatif:

“Ya, Türkiye’nin bugünkü içler acısı durumu, mevcut düzeni, ülkenin “değişmez kaderi” olarak, olduğu gibi kabullenip, “böyle gelmiş böyle gider” “bana ne, ben kendi çıkarıma bakar hayatımı yaşarım” diyerek bu düzenin bir unsuru olacaklardır.

“Bu alternatifi seçenler ülkemizde iki küme teşkil etmektedir. Birinci küme, açık bir ihanet içinde olan aydınlar grubudur. Bu grup tıpkı 1919’da kukla İstanbul Hükümetini destekleyen aydınlar gibi açık ve bilinçli bir şekilde vatana ihanet içinde olup, ülkenin zenginliklerinin emperyalist tekellere peşkeş çekilmesini bizzat organize edenlerin grubudur. Bunlar açıkça, 1970’lerin dünyasında bir ulusun bağımsız olarak yaşayabileceğini inkâr eden vatan-millet mefhumlarından yoksun, kozmopolit aydınlar.

“Bunlar için tek bir yüce yasa vardır. O da, kendi çıkarları ve kendi esenlikleridir. Bunlar hayâsızca, bir ulus için kutsal ne varsa, onu emperyalist pazarlarda açık artırmaya çıkarmış vatan hainleridir. Ve bunu da ağızlarından hiç eksik etmedikleri vatan-millet adına yaparlar!

“Türkiye için bu gaflet ve ihanet içinde olanlar açısından iki alternatif vardır:

a- Türkiye ya Rusya’nın peyki olacaktır,

b- Ya da Amerika’nın peyki olacaktır.

“Ve bu hain mantığa göre. Amerikan peykliği ehveni şer olduğu için, bu konuda seçilen yol milletin selametidir!

“Bunlar için üçüncü bir alternatif yoktur. Tam Bağımsız Türkiye bir “komünist” yalanıdır. Türkiye mutlaka büyük bir devletin koltuğu altında yaşayacaktır, buna mecburdur. Bu yüzden, “Türkiye tam bağımsız bir ülke haline gelebilir ve mutlaka gelmelidir” diyen Millî Kurtuluşçular, bunlar için derhal yok edilmesi gereken zararlı unsurlardır.

“Bunlar; sırtlarını Amerikan Emperyalizmine dayamış, hâkim sınıfların mensupları, sözcüleri, teknisyenleri ve bürokratlarıdır. Aralarında bizzat hâkim sınıfların çocukları olduğu gibi, emekçi kökenli olup da kökenine ihanet eden, halkına sırt çeviren hainler de mevcuttur.

“Bu grubu teşkil eden aydınlar(!), asker-sivil aydın zümrenin dışında, emperyalizmin ve hâkim sınıfların aydın(!)larıdır.

“Bu birinci grup içindeki diğer kanat ise, ülkenin içinde bulunduğu durumdan gerçekten üzüntü duyan, kalbinde vatan sevgisi henüz sönmemiş, ancak kendi esenliğini vatan esenliğinin üstünde tutan aydınlar grubudur. Bu grubun siyasal niteliği asker-sivil aydın zümrenin sağ kanadıyla milli burjuvazinin bir kesiminden oluşmaktadır. Bunlar ülkenin kurtuluşunu mevcut sömürge ekonomik ve sosyal düzenin birtakım ıslahatlarla tedavi edileceğini ileri süren, devrimci değil, evrimci bir dönüşüme bel bağlamış olan aydınlar grubudur.

“Bunlara göre 20’nci Yüzyılın ikinci yarısında, milyonlarca lira borç altında olan bizim gibi ekonomisi tarıma dayalı geri bir ülke dış yardımsız yaşayamaz. Evet, Amerika’nın iktisadi hegemonyası vardır. Ama bu şartlar altında dev Amerika’yı ülkemizden atamayız. Ayrıca onun yardımına da muhtacız. Bu yüzden Amerika’ya karşı birden sert çıkmak yanlıştır. Yavaş yavaş, bağımsız politikaya tedricen yönelmek en tutarlı yoldur. Özetle bu grubun görüşü budur.

2. Alternatif:

“Ya da;

“Gelelim ikinci alternatife: Bu alternatif, 20’nci Yüzyılın ikinci yarısı da dahil olmak üzere, her tarihî dönemde, ulusun tam bağımsız olarak yaşayabileceğine inananların, emperyalist boyunduruk altında yaşamaktansa ölmeyi yeğ tutanların alternatifidir. Bu ikinci yol, hayatı da dâhil olmak üzere her şeyini ortaya koyarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya İstiklal Ya Ölüm” parolasını kendisine şiar edip, “Tam Bağımsız Türkiye” için bitmemiş olan Anadolu ihtilali için savaşanların yoludur.

“Bugün, Gazi Mustafa Kemal’in yükselttiği “istiklali Tam Türkiye” bayrağı bu yolu olarak seçmiş olan sosyalist ve gerçek Kemalist Millî Kurtuluşçuların ellerinde dalgalanmaktadır.

“Evet, bütün Türkiyeli aydınlar, bu iki alternatiften birisini seçmek zorundadırlar.

“Birinci alternatifte, rahat bir yaşantı, bu düzenin nimetleri vardır.

“İkincisinde ise, çeşitli zorluklar, kan, işkence ve ölüm vardır.

“Biz, yurtsever kişiler olarak, ikinci yolu seçtik.

“Seçtiğimiz yol, Gazi Mustafa Kemal’in açtığı yoldur.

“O’nun başlattığı Anadolu ihtilalinin yoludur.

“Parolamız, “Ya İstiklal Ya ölüm!”

“Hedefimiz, “İstiklal-i Tam Türkiye”dir.”
(agy., s. 115-117)

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

14/7/2008 - HURŞİT TOLON ULUSALCILIĞA DEVAM EDİYOR HÂLÂ...

Kategori: Diger

HURŞİT TOLON ULUSALCILIĞA DEVAM EDİYOR HÂLÂ...

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ile birlikte Kocaeli'deki Kandıra F Tipi Cezaevi'ne nakledilen Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'dan ziyaretçi kanalıyla mesaj verdi. Tolon'u cezaevinde ilk ziyaret eden kişi olan CHP Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya'nın aktardıkalrına göre Hurşit Tolon, "Devletimi zora sokacak hiç bir eylemin içinde bulunmadım. Onun için son derece rahatım. Savunduğum fikirler belli. Ulus devlet, ulusalcı bir yapıyı sonuna kadar savunacağım" dedi.

"TANIŞIKLIĞIMIZ UZUN YILLARA DAYANIYOR"

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un İzmit'teki 15. Kolordu Komutanlığı döneminde tanıdığını, kendisinin de o dönemlerde büyükşehirin alt belediyelerinden Saraybahçe Belediye Başkanı olduğunu belirten Hikmet Erenkaya, kendisiyle dostluğunun uzun yıllara dayandığını hatırlattı.

"BEN DE SENİ BEKLİYORDUM"

Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvurunun kabul edilmesi üzerine Hurşit Tolon'u geçtiğimiz Perşembe günü saat 16.00'da Kandıra F Tipi Cezaevi'nde ziyaret ettiğini anlatan Erenkaya, onunla camlı bölme ardından telefonla görüştüklerini belirtti. Hikmet Erenkaya, bu ziyaret sırasında hem kendisinin hem Hurşit Tolon'un duygulandığını belirterek şunları söyledi:

"Hurşit Tolon paşayı orada görünce ben de etkilendim ve duygulandım. Bana, 'Zaten ben de seni bekliyordum' dedi. Birlikte, Atatürk ilke ve devrimlerinin korunmasında mücadele veren insanlarız. Onu orada görünce önümüzde daha zor günlerin olabileceğini, daha sıkı mücadele verilmesi gerektiğini, bunlara hazır olmamız gerektiğini, asla bu düşünceden vazgeçmememiz gerektiğini düşündüm. Bunları kendisi de ifade etti."

"SONUNA KADAR ULUSALCIYIM"

Hurşit Tolon'un kendisine, "Ben ne dostlarımı, ne ailemi, ne devletimi zora sokacak hiç bir eylemin içinde bulunmadım. Onun için son derece rahatım. Savunduğum fikirler belli. Ulus devlet, ulusalcı bir yapıyı sonuna kadar savunacağım" dediğini de söyleyen Hikmet Erenkaya, "Zaten bizim biraraya gelmemizdeki nedenlerin başında, dostluktan önce bu gelir. Savunduğu düşünceleri de sonuna kadar savunacağını, hangi şartta olursa olsun devam edeceğini söyledi." dedi.

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->
Kemalizm - Tam Da Şimdi

Son Yazılar

Ne Mutlu Hamaslıyım Diyene...
Tam Bağımsız Gazeteci : Uğur Mumcu
Deniz Feneri az! Okyanus Feneri lazım bunlara...
KAHRAMAN TÜRK ORDUSUNUN PAŞALARINI SERBEST BIRAKIN..
Okulları Da Nakite Çeviriyor!
Büyük Taarruz ve Sonrası
Türk Ve Dünya Tarihinin Akışını Değiştiren Bir Zafer
Atatürk de Ergenekon’da
Bu ülkede sizin neyiniz var?
Mumcudan İnönüye
Bu da oldu: Sanık, hükümlüyü affetti
İşte Gül'ün Rektörü
YOMANGO : Modern Çağın Robin Hoodları
Soros'un askerlerini nasıl eğittiniz?
RÜŞVETİN BELGESİ
Genç Akademisyenler, Batı ve Liberaller
Zırhlı Otomobil
YAŞ...
Gidişat
Masumlaşan PKK ve “Mağdur Kürtler”
"DURMAK YOK YOLA DEVAM"
THKPC VE KEMALİZM SAVUNMASI - Mahir ÇAYAN
İstanbulda Terör Saldırısı
Asıl Terörist Kim?
Ordumuza Destek Olmalıyız!

Kategoriler

Arkadaşlarım

hussoloji
ikizler
blogekle
geyikfm09
asimavi
benimki
hogsmeade
esedereli
dilayli
ikizizbiz
gazikemal
offff
c2n3r
cumhuriyethalkpartisi
dergii
akkelebek
aykizz
hayaliduman
askcicegi
sizinbloglariniz
lnur
indeterminist
ahmetfidan
ismailgumus91
kemalistiz
aycasu

Kemalistler.Net